09.09.2010 Perşembe

Oynamadan gitmemOynamadan gitmem

Doğup büyüdüğü İstanbul’dan kopup geldiği Eskişehir’i “Küçük İstanbul” olarak adlandıran Veysel Sarı, Eskişehirspor’da kendisini ispatlamanın mücadelesini veriyor.

SAYI 15 / 26.11.2009

Bir savunma oyuncusu olarak maçlarda asla kaybetmeye tahammülünün olmadığını vurgulayan Veysel, bunu da hırslı bir yapısı olmasına bağlıyordu.

Veysel, futbola nasıl başladığını öğrenerek sohbetimize başlayalım.

Ben futbola 1999 yılında İstanbul’da Beyoğlu Yeniçarşı takımında başladım. Orada yaklaşık 7 yıl kadar oynadıktan sonra 18-19 yaşlarımdayken Dikilitaş’a geçtim. Bir yıl da orada oynadıktan sonra Beylerbeyi ile anlaştım. İlk profesyonel sözleşmemi de Beylerbeyi ile yaptım. Oradayken 2. ligde iyi bir sezon geçirdim. Neredeyse sezonun tamamında forma giydim. Daha sonra da Eskişehir’in yolunu tuttum.

Beylerbeyi’nden sonra, bu sezonun başında Eskişehirspor’a geldin. Bu transfer nasıl gerçekleşti?

Aslında başlarda benim bu transferin gerçekleşeceğinden hiç haberim yoktu. Ben tatilimin son günlerindeyken akşama doğru menajerim aradı ve “Uçak biletin ayrıldı, akşam İstanbul’a geçiyorsun, yarın da Eskişehir’e geçip imza atacağız” dedi. Bu transferin nasıl olup bittiğinden hiç haberim olmadı. Tatil dönüşü de gelip imza attım.

Aslında bir dönem Galatasaray’ın da gündeminde olduğunu biliyoruz.

Geçen sezon devre arasında Adnan Sezgin Bey ile bir görüşme yapmıştık. Oradaki hocam İlyas Tüfekçi ve diğer hocalarım da bir gün mutlaka Galatasaray’da oynayacağımı söylüyorlardı. Bu sene başında da yine konuşuldu, fakat bu gerçekleşmedi.

“Eskişehir’in İstanbul’dan hiçbir farkı yok”

İstanbul’dan sonra buraya alışabildin mi?

Tabii doğma büyüme İstanbullu olduğum için başka bir şehirde olmak ister istemez özlemi de yanında getiriyor. Ama Eskişehir de güzel bir şehir. Hatta buraya “Küçük İstanbul” da diyebiliriz. Alış veriş merkezleri olsun, gezilecek yerleri olsun, buranın İstanbul’dan hiçbir farkı yok. Tesislerde kaldığım için genelde günüm buralarda geçiyor. Zaman zaman da arkadaşlarımla bir araya gelip yemek yiyoruz ya da Playsatation oynuyoruz.

Biraz da futboluna gelelim. Sen kendi futbolunu nasıl değerlendiriyorsun?

Ben aslında futbola forvet olarak başladım. Ama zaman geçtikçe hocalarımın da yönlendirmesiyle stoper mevkiine kaydım. Yeniçarşı’daki son yıllarımda stoper olarak oynamaya başladıktan sonra Dikilitaş’ta da stoper ve ön liberoda oynadım. Daha sonra Beylerbeyi’nde de bu aynı şekilde devam etti. Ben kendi oyunumu değerlendirmeye çalışırsam, çok koşan, çok mücadele eden bir yapım olduğunu söyleyebilirim. Ayrıca hava toplarına da hakim olduğumu düşünüyorum.

“Genç bir savunma oyuncusunun Eskişehirspor’da oynaması oldukça zor”

Takımımızda da stoper olarak düşünülüyorsun.

Evet bana göre Rıza hocam beni daha çok stoper mevkii için düşünüyor. Çünkü bana görev verilen maçlarda hep bu şekilde oynatılıyorum. Stoperde de hava topları olsun, topu kesip tekrar oyuna sokabilme becerileri olsun kendime güveniyorum. Ancak bana göre benim gibi genç bir savunma oyuncusunun şu anki Eskişehirspor’da oynaması oldukça zor. Ben de bunu bildiğim için kesinlikle küsüp darılmadan, daha çok çalışıp formayı hak etmeye gayret ediyorum.

Sezon başında seninle ilgili olarak yapılan değerlendirmelerde topla rahat olduğun ve geriden oyun kurmakta da oldukça başarılı olduğun yolunda görüşler vardı.

O biraz da futbolcunun kendine güveniyle alakalı bana göre. İdmanlarda veya maçlarda yanınızda, önünüzde ya da arkanızda oynayan arkadaşlarınız size o güveni verdiğinde siz de daha rahat oynayabiliyorsunuz.

Oyununun eksik gördüğün yönleri neler?

İlk olarak “top kontrolü” diyebilirim. Bir de arkadaşlarıma pas verdikten sonra bazen dalıp oyundan kopabiliyorum. Bu özellikle topu ileriye attıktan sonra hücuma katılırken gecikmem şeklinde kendini gösterebiliyor.

3 yıl Eskişehirspor’da oynayacaksın. Burada geçireceğin yıllara nasıl bakıyorsun?

Buraya geldim ve oynayamadan buradan ayrılmak istemiyorum. Hem kendi adıma hem de Eskişehirspor adına buradaki yıllarımı “boş” geçmek istemem. Bugüne kadar bana güvenen ve arkamda olan insanları da mahcup etmek istemiyorum. Eğer sahada bana görev verilirse  elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışacağım.

“A2 Ligi gençlerin kendilerini gösterebilmeleri için iyi bir imkan”

Bu sezon genellikle A2 takımımızla maçlara çıktığını görüyoruz. Bu konuda neler söylemek istersin?

Tabii daha önce bu düzey bir takımda oynamadığım için geçtiğimiz yıllarda oynanan PAF Ligi hakkında fazla bir bilgim yok. Bu yıl kurulan A2 Ligi ise A takımda forma şansı bulamayıp kendini göstermek isteyen futbolcular için iyi bir imkan sunuyor. Bu şekilde maç kondisyonuna sahip oluyoruz. Sonuçta idmanda gösterdiğiniz performansla maç performansınız farklı oluyor. Maçlarda daha fazla mücadeleye giriyorsunuz. Dolayısıyla maç eksiğinizi kapatmak için böyle bir ligin oluşturulması oldukça önemli. Bu sebeple A2 Ligi’nin özellikle takımdaki gençler için çok faydalı olduğunu düşünüyorum.

A takımımıza bakışın nasıl?

Bana göre Eskişehirspor bu yıl geçtiğimiz yıldan çok farklı. Bildiğiniz gibi bir de hedefimiz var. Henüz yeni sayılabilecek bir takım olmamıza rağmen geçen yıla göre bu yıl çok daha iyi gidiyoruz. Bence Eskişehir halkının biraz daha sabırlı olması lazım, takıma küsmemeleri lazım. Bizim taraftarımız bana göre Anadolu’nun en iyi taraftarı. Bu taraftarın takımı desteklemesi takıma artı bir güç katar, susması da aynı şekilde takımı geriye çeker. 

Kendini A takımda oynamak için hazır hissediyor musun?

Ben şu an kadroda olmasam da her zaman kendimi oynayacakmış gibi hazırlıyorum. Oynayacakmış gibi çalışıyorum. Tabii ki maç eksiğim var ama kendimi oynayacak kapasitede hissediyorum. Ama şu da var ki genç oyuncular oynamadıkları sürece geri gidiyorlar. Daha fazla kapris yapabiliyorlar. Ama ne yaparsanız kendinize yaparsınız. Ben bunu bildiğim için hep önüme bakıyorum ve kendimi hazırlamaya çalışıyorum. Elbette ki bir tecrübe eksiğim var. Takımda benim mevkiimde kendini kanıtlamış tecrübeli oyuncular var. Sadece bana bir şans geldiğinde onu iyi değerlendirip o formayı almak istiyorum.

“Bir savunma oyuncusu olarak kaybetmeye asla tahammülüm yok”

Geçtiğimiz günlerde Hacettepe ile oynanan hazırlık maçında da oldukça başarılı bir performans sergiledin.

Söylediğim gibi hazırlık maçı olsun, lig maçı olsun fark etmiyor. Ben her maça aynı şekilde hazırlanıyorum. Bir savunma oyuncusu olarak kaybetmeye tahammülü olmayan bir yapım var. Maçlarda oldukça hırslı oluyorum. Ayrıca ligde forma giymek istiyorsam böyle maçlarda kendimi göstermem lazım. Ben de bunun bilincinde olarak sahaya çıkıp hem takımım hem de kendim için elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyorum.

Süper Lig’de bu yıl yaşanan mücadele hakkında neler söyleyebilirsin?

Şu anda Süper Lig’de geçen seneye nazaran başarıya aç olan, başarı isteyen takımların sayısında artış var. Artık Anadolu takımları da kendilerini İstanbul takımlarından küçük görmüyorlar. Onlar kadar olmasa da transfere önemli paralar harcayabiliyorlar. Bu yıl bir Bursaspor olsun, bir Kayserispor olsun bizimle birlikte zirveyi hedefleyen takımlar arasına girdiler. Zaten o üç takım haricindeki takımların da zirve mücadelesine girmesiyle lig yarışı daha keyifli ve eğlenceli bir hale gelecektir. Şu an ligdeki puan durumları da birbirine çok yakın. İki maç kazanıp daha yukarıya çıkabilirsiniz. Aynı şekilde iki maç kaybettiğinizde de kendinizi alt sıralarda bulabilirsiniz. Bu durum bu sene takımların daha güçlü olmasından ve ligde daha üst düzey bir rekabet yaşanmasından kaynaklanıyor.

Takımımız sence sezonu hangi noktada tamamlayacak?

Daha önce de söylediğim gibi bu yıl bir hedefimiz var. Avrupa kupalarına katılmak istiyoruz. İnşallah da bu olur. Ama bu sene olmazsa da önümüzdeki yıllarda bu hedefe ulaşacağımızı düşünüyorum. Çünkü iyi bir takımımız var. Takım içinde iyi bir ağabeylik ve kardeşlik var. Bence başarının en büyük temeli de bu. Burada kimse kimseyi ezmez, kimse kimseye de karşı çıkmaz. Bence başarı da bundan dolayı gelecektir.

Maçlara çıkmadan önce şans getirmesi için yaptığın bir şey var mı?

Her futbolcu gibi ben de dua ediyorum. Bir de sahaya çıkarken ilk adımı sağ ayakla atıyorum.

“İnsanlarda büyük bir Eskişehirspor sevgisi var”

Eskişehir’i nasıl buldun, buraya alışabildin mi?

Artık buraya alıştığımı söyleyebilirim. Buranın halkı takımını seven, destekleyen, maç günleri adeta kenetlenen bir halk. Özellikle 1970’li yıllarda kulüp şaşalı sezonlar yaşamış. Oradan kaynaklanan büyük bir sevgi var insanlarda. Kendi adıma da Eskişehir’i çok sevdiğimi söyleyebilirim. Şirin, küçük ve güzel bir şehir.

Futbol dışında kalan zamanını nasıl değerlendiriyorsun?

Aslında çok da fazla gezemiyorum. Bazen arkadaşlarımla gokarta ya da bowlinge gidiyoruz. Sinemaya gitmeyi de seviyoruz. Tabii futbolcuların en büyük eğlencesi de Playstation.

Takım içinde kimlerle daha iyi anlaşıyorsun?

Çok samimi olduğum Sezgin ağabey var. Ayrıca  hem genç olduğu hem de benim gibi tesislerde kaldığı için Alper’le de iyi anlaşıyorum. Aslında hemen herkesle oldukça iyi anlaştığımı söyleyebilirim.

Peki Playstation turnuvaları kimler arasında geçiyor?

Playstation’ı genellikle Alper ve Selçuk’la oynuyoruz. Takımdaki diğer arkadaşların da tesislerde olduğu kamp günlerinde Volkan ağabey ya da Sezgin ağabeyle de oynuyoruz. Aramızdaki maçlar da bayağı iddialı geçiyor.

Eskişehirspor taraftarlarına vermek istediğin bir mesaj var mı?

Taraftarlarımız sabırlı olmalılar. İyi ve kötü günde arkamızda oldukları sürece başarı da kendiliğinden gelecektir. Dediğim gibi takımımız henüz yeni yeni oturuyor. O yüzden bu yıl olmasa da, en geç önümüzdeki yıl beklenen hedeflere mutlaka ulaşılacaktır.





Kategorideki diğer haberler
- Es-Es doğru tercih!
-
Daha iyisini istemek bu taraftarın hakkı
-
“Burası Eskişehir”
-
Her maçta adeta savaşıyoruz!
-
Eskişehir’de huzurluyum!
-
İnanılmaz bir silaha sahibiz: “Taraftar”
-
Bu taraftarı unutamam
-
Hedefim “Milli Takım”
-
Hedefim A Milli Takım’a yüklselmek!
-
Eskişehir benim evim!
-
Sahada olayım yeter!
-
Galatasaray’a gol atınca…
-
Bu formayı giymek büyük onur!
-
Serdar’dan mesaj var: Özledim!
-
Burada kariyerimin zirvesindeyim!
-
Bir oyunun kaderini değiştirmek
-
Yeni bir başlangıç için buradayım!
-
Hedefli bir kulübe geldiğimi biliyorum!
-
Bir öğrenciyi de sen deplasmana götür
-
Kendimi burada kanıtlamak istiyorum!
-
Ivesa ile 'Dev' bir yılın ardından…
-
Hayal mi, gerçek mi anlayamadım!
-
Formayı Bırakmam!
-
Neden buradan ‘gol kralı’ çıkmasın ki?
-
Oynamadan gitmem
-
Almanya’da bile taraftarımız konuşuluyor
-
"Burada yeniden doğuyorum"
-
Hak eden formayı alır
-
Es-Es yeni bir başlangıç olacak
-
Es-Es'e destek, esnaf için yatırımdır!
-
ES-ES Şehrimizin en önemli markasıdır!
-
Yıllarca unutulmayacak maçlar oynadık!
-
Basamakları tek tek çıkacağız!
-
Bu şehre layık olmaya çalıştık!
-
Takımda tam bir kolej havası var!
-
İlk hedef tamam!
-
Her futbolcu forma ister!
-
Bu taraftar önünde oynamak istiyorum!
-
A takımda oynamak en büyük hayalim!
-
Hakkımızın yenmesine katlanamıyorum!
-
Burada kendimi göstermek istiyorum!
-
Memurluktan yeşil sahalara!
-
Bu taraftar benim ilk aşkım!
-
Bu taraftara şapka çıkarılır!
-
Eskişehir’de bir yıl daha oynayabilirim!
-
Jübilemi burada yapmak istiyorum!
-
Mücadele eden kazanır!
-
Takımına sahip çık ve yalnız bırakma!
-
Buraya başarı için geldim!
-
Futbolun Doğa’sında sertlik var!
-
Kulüp ekonomik bağımsızlığını kazanmalı
-
Eskişehirspor markası iyi yönetilmelidir
-
Taraftar bu ligden fazlasını hakediyor!
-
Taraftarımız Türkiye’nin bir numarası!
-
Başarı inanmak ve çalışmakla gelir!
-
Anadolu futbolunun en büyük markası!
-
Yönetimin genç yüzleri
-
Bizi bir de önümüzdeki yıl görün!
-
Avrupa bu taraftarı görmeli!
-
Hiç kimseden korkmuyoruz!
-
Murat Önür’le Çok Özel!
-
Yöneticilik yürek ve gönül işidir
-
Bu kale bana dayımın emaneti!
-
Markalaşma Şart!
-
Yükselişi sağlam temellere oturtuyoruz!
-
Yıldırım Aşkı
-
Kaptanlık benim için de sürpriz oldu
-
İnanıyorduk ve başardık!
-
Kurumsallaşma Süreci Tamamlanacak
-
Çekindiğim golcü yok
-
Biz Eskişehirliyiz, işte farkımız
-
Söz verdik, başaracağız!
-
Başarının yolu altyapıdan geçer
-
Aydın Begiter ile çok özel

Eskişehirspor Dergisi © 2010
Powered by
PORTRE İletişim Sanatları NetSmartBOX Web Çözümleri