Takımımızın önemli oyuncularından Sezgin, Doğa, Koray ve Serdar’a Bank Asya’dan Süper Lig’deki zirve mücadelesine uzanan süreçte yaşadıklarını sorduk.
Önemli bir maziye sahip olan Eskişehirspor gibi bir kulüp 2. hatta 3. ligde oynadıktan sonra tekrar Süper Lig hedefiyle kenetlenmişti. Yıldız futbolcularımız, bakalım iki yıl önce Bank Asya 1. Ligi’nde yaşanan o mücadeleye dair neler söyleyeceklerdi?
Sezgin – Eskişehirspor mazisinde çok büyük başarılar elde etmiş bir camia. Ben de takıma Bank Asya’da mücadele ederken katılmıştım. O günlerde hayatımda ilk kez bu kadar büyük bir taraftar kitlesi önünde oynamıştım. Bunun da ayrı bir heyecanı vardı. Burada yaşadığım başarılar sonucunda hissettiklerimi anlatabilmem mümkün değil. Bunu sadece yaşayan bilir.
Serdar – Kulüp 12 yıl gibi bir süre Süper Lig’ten uzak kalmıştı. Takımı tekrar Süper Lig’e çıkarmak bize nasip oldu. O günlerde yaşadıklarımız gerçekten anlatılamaz.
Doğa – Tabii o günlerde kulüp oldukça büyük sıkıntıların içindeydi. Süper Lig son şans olarak görülüyordu. O yıl üst lige çıkılamaması durumunda kulübü daha kötü günler bekliyordu. Futbolcular olarak üzerimizde büyük bir baskı vardı. Takım içinde Sergen ve Coşkun ağabey gibi tecrübeli isimler de vardı. Takım halinde savaşıp mücadele ederek Süper Lig’e çıkmayı başardık.
Koray – Aslında ben takıma arkadaşlarımdan daha önce geldim. O dönemde takım Bank Asya’dan düşmeme mücadelesi veriyordu. Devre arasında ekibe dahil oldum. Bizim transferimizle takımın biraz daha toparlanacağı düşünülüyordu. Bizim transferimiz aynı zamanda geleceğe yatırımdı. Takım o yıl ligde kalmayı başardı. Ertesi yıl da kulüp bambaşka bir hava yakaladı, hedefli bir takım kuruldu ve play-off’la da olsa Süper Lig’e çıkmayı başardık.
Onlar daha sonra takımdaki diğer arkadaşlarıyla birlikte Eskişehirspor’u özlenen yere, Süper Lig’e çıkardılar. Peki o coşkuyu nasıl tarif edeceklerdi?
Sezgin – Bank Asya’da sezon boyunca Süper Lig’e doğrudan yükselmemizi sağlayacak ilk iki basamağın içindeydik. Ancak kulüpte yaşanan bazı sıkıntılardan sonra geriye düşüp Süper Lig’e yükselebilmek için play-off maçları oynamak zorunda kaldık.
Doğa – Metin hoca ayrıldıktan sonra, Sergen ağabey de kadro dışı bırakılmıştı. O dönemde üzerimizde oluşan baskıyı sadece yaşayan bilir. Başımızdaki Nejat Biyediç oldukça tecrübeli bir hocaydı. Bizi bu maçlar öncesinde psikolojik olarak bayağı rahatlattı. Onun da Süper Lig’e çıkışımızda büyük emeği vardır. Zaten İstanbul’da Sezgin ile beraber kalıyorduk. Aramızda her gün konuşurken “keşke play-off’lara kalmadan, doğrudan Süper Lig’e çıkabilseydik” diyorduk. Play-off’larda da ilk maçı kazandıktan sonra, çıkabileceğimize dair bir güven gelmişti bize. Final maçında da taraftarımızın büyük desteğiyle şampiyonluğu kazandık.
Koray – İlk Diyarbakır maçına çıktığımızda tribünleri tıklım tıklım gördüğümüz an çok duygulanmıştık. Taraftarımız hep bir ağızdan “Es-Es’im bak işte, taraftarın her zamanki yerinde” şeklinde tezahürat yapıyordu. O maça başlamadan önce bu da bizim için ekstra bir motivasyon olmuştu. O maçı kazandıktan sonra, Bolu maçı da oldukça ilginç geçti. Rakip kırmızı kart görüp eksik duruma düştü. Fakat bu kart onları oyundan düşüreceği yerde, daha fazla koşup mücadele etmeye başladılar. Ayrıca o maçta ben de bir dirsek yedim. Hala hayatımdan o 10 dakika kayıptır, hatırlamıyorum. Ama sonuçta şampiyon olduk. İnşallah bu forma altında daha nice şampiyonluklar yaşarız.
Sezgin - İstanbul’da oynadığımız play-off maçlarında çoğu futbolcunun hayatında yaşayamayacağı bir heyecanı yaşadık. O taraftarın önünde o coşkuyu yaşamış bir futbolcu olarak kendimi çok şanslı sayıyorum.
Serdar – O kadroda olup da o maçları yaşayıp, o taraftarı gördükten sonra, kimse o günleri unutamazdı. Üstünden uzun yıllar geçse de kimsenin yaşananları unutacağını zannetmiyorum. İnsan hayatında bazı dönüm noktaları vardır ki yaşamının daha sonraki dönemlerini de etkiler. Bana göre o günlerde yaşananlar da böyleydi.
Sonrasında Süper Lig’e çıkınca takımın pek çok oyuncusu değişti. Aralarına yeni arkadaşlar katıldı. Fakat onlar Süper Lig’de mücadele edecek kadro içinde de yer almayı başardılar.
Sezgin – Sonuçta bizim takımda kalmamızın kararını veren yönetim ve hocamızdı. Gerçi bizim gösterdiğimiz performans da bunda muhakkak etkili olmuştur. Aslında bizim Bank Asya’daki takımımızın büyük bölümü Süper Lig kalitesindeki oyunculardan kurulmuştu. Ancak bildiğiniz gibi takım Süper Lig’e çıkınca oyuncuların büyük bölümü değişir. Yeni transferler gelir. Ancak bizler de yaş itibariyle, kişilik itibariyle, yetenek itibariyle takımda kalan kişiler içinde olduk. Geçen yıl benim Süper Lig’teki ilk senemdi. Pek çok arkadaşımızın da ilk sezonuydu aslında. Ama buraya kolaylıkla uyum sağladık ve halen de bu düzeyde oynamaya devam ediyoruz.
Serdar – Tabii çoğu hoca gelince kadronun çoğunu değiştirir. Bizde de 15-20 civarında oyuncu alındı. Ama hocamız sağ olsun bizi kadrosunda düşündü. Zaman zaman bize şans verdi. Bizim de sıramız geldikçe verilen şansı iyi değerlendiğimizi düşünüyorum. Ve böyle de devam etti. Tabii bu tek taraflı değildi. Biz de elimizden geldiğince çok çalıştık. Bu formayı hak etmek için gecemizi gündüzümüze kattık ve bunun karşılığını da gördük. Sonuçta kadrodaki herkes oynamak ister. Ancak kimse de formayı siz istediniz diye vermez. Formayı kendiniz almak zorundasınız. Ben de sahaya çıktığımda bunun için elimden gelen ne varsa yapmaya çalışıyorum.
Doğa – Bana göre takımda kalmamız normaldi. Hoca da yeni gelmişti. Mevcut oyuncuları denedi ve 10 kadar oyuncuyu kadroda tuttu. Ben de bir dönem bocaladım, oynayamadım. Bu geçiş sürecini en rahat atlatan Sezgin’di aramızda. En önce o sürekli oynamaya başladı. Ama ben zaten Gençlerbirliği’nde 17 yaşımdayken A takıma çıktığımda Süper Lig’teki olayları biliyordum. Orada bir şekilde oynayamamıştım fakat Eskişehirspor’un Süper Lig kadrosunda yer aldım. Zaten bana göre biz Süper Lig seviyesinde oyunculardık ve hak ettiğimizi aldık. Ama herkes her zaman hak ettiği yerlere gelemeyebilir. Belki bugün Süper Lig’de oynayan birçok oyuncu da bu ligi hak etmiyor. Bu biraz da şans aslında. Ama sanırım hocamızın futbol anlayışı da burada önemliydi. Onun futbol anlayışına uygun olduğum için burada kalmam kolaylaştı. Mücadeleci futbolu seven hocalarla daha kolay anlaşabiliyorum. Daha önce Ersun Yanal, Ziya Doğan ve Mesut Bakkal gibi hocalarla da çalıştığım için Rıza Hoca’yla çalışmak benim için zor olmadı.
Koray – Tabii hocaların belirli sistemleri var. Sonuçta bizler profesyonel futbolcularız ve hocaların sistemlerine uyum sağlamak zorundayız. Rıza Hoca’nın da belirli prensipleri var. Bir çalışma sistemi var. Biz de ona uyum sağlayabildiğimiz için bu takımın içinde yer aldık. Ayrıca sistemle birlikte, takımdaki diğer oyunculara da uyum sağlayabildik ki bu ekibin içinde kendimize yer bulabildik.
Sezgin – Süper Lig’deki ilk sezonun son haftaları büyük bir heyecan içinde geçti. Takımı büyük bir emek vererek Süper Lig’e çıkarmıştık, ancak lig öyle bir noktaya geldi ki neredeyse ilk sezonumuzda tekrar geriye gelecektik. Belki buna en çok üzülen de bizler olacaktık. Konya’daki maçtan sonra ligde kalmayı başarınca da hepimizde büyük bir rahatlama oldu.
Şu an takımımızın Süper Lig’deki ikinci yılı ve artık daha önemli hedeflerimiz var. Onlar da bu takımın önemli parçalarından ve Bank Asya’dan bu yana da takımın içindeler. Peki onlar Bank Asya’dan bugünlere uzanan sürece dair neler düşünüyorlar?
Sezgin – Aslında bu her futbolcunun hedefi dahilinde olan bir şey. Hiçbir futbolcu hatta hiçbir insan, hiçbir zaman daha azıyla yetinmez. Hep daha fazlasını ister. İki yıl önce Bank Asya’daydık. Hedefi daha yukarılarda olan insanlar için orada takılmak yeterli olmaz. Daha sonra takımı Süper Lig’e taşıdık. Ancak Süper Lig’de olmak bize yetmedi. Şimdi daha çok çalışıp, performansımızı daha fazla artırıp takımımızı daha yukarılara çıkarmak istiyoruz. Tüm bunları hem bireysel anlamda, hem de takım olarak yaparsanız iddialı bir takım haline de geliyorsunuz.
Koray – Bana göre Süper Lig’de oynamak Bank Asya’dan çok daha kolay. Çünkü alt liglerde daha çok adam adama markaj veriliyor. Bu da ister istemez oyununuzu bozuyor. Ancak Süper Lig’de rakip sahada baskı olmasına rağmen size kendi sahanızda çok fazla baskı yapmıyorlar. Ben de defans oyuncusu olduğum için fazla baskı yemiyorum. Ayrıca topla da süratli bir oyuncuyum. Topla hızlandıktan sonra da rakip savunmalar beni durduramıyor. Bundan dolayı da bana göre Süper Lig’te oynamak Bank Asya’dan daha kolay.
Sezgin – Bu sezon takım olarak iyi mücadele ediyoruz. Her şeye rağmen ilk 7’nin içindeyiz. Kayseri ve Beşiktaş maçlarını kaybetmeseydik ilk 4’ün içinde olabilirdik. Deplasmanda kaybetmiyoruz, hatta deplasmanda oynadığımız maçların bazılarını kazanabilirdik de. Bence sezonu da ilk 6 hatta ilk 5’in içinde bitirebiliriz.
Serdar – Hep birlikte takımı Bank Asya’dan alıp buralara kadar getirdik. Bana göre takım olarak çok iyi yoldayız. Geçen sezon düşmemeye oynuyorduk. Bu sezonsa ilk 4 ya da 5. sıraları hedefliyoruz. Eskişehir’de büyük bir potansiyel var. Bu taraftar olsun, bu camia olsun daha büyük başarıları hak ediyor. Ben de önümüzdeki dönemlerde takım olarak daha büyük başarıları hedefleyeceğimizi düşünüyorum. Zaten her zaman söylüyorum, bir hayalim var. O da bir Anadolu kulübüyle şampiyonluk yaşayabilmek. Bunu yapan oyuncuların tarihe geçeceğini düşünüyorum. İnşallah bir gün Eskişehirspor forması altında bunu başarabiliriz.