Röportajımızda Alper bundan sonra da aynı hırsla çalışmaya devam edeceğini ve zor kazandığı bu formayı kolay kolay bırakmak istemediğini söyledi.
Alper, Çiftelerspor’da oynarken bir gün bu genç yaşında bu noktalara geleceğini düşünüyor muydun?
Benim küçüklüğümden beri böyle bir hayalim vardı. Bir gün bu düzeyde futbol oynamak istiyordum. O yüzden küçük yaştan itibaren sadece futbola yöneldim. Çiftelerspor’da da hocalarım olsun, arkadaşlarım olsun bir gün mutlaka iyi yerlere geleceğime inandıklarını söylüyorlardı. Buraya gelerek istediklerimin büyük bölümünü de başardım.
Eskişehirspor’a gelişinde neler yaşandı?
2004 yılında Çiftelerspor’la yıldızlar liginde oynarken Eskişehirspor’la oynamıştık. O maçı 4-1 kaybettik ama takımımın tek golünü serbest vuruştan ben atmıştım, gol dışında da genel olarak iyi oynamıştım. O maçta Gani (Gümüşcan) Hoca beni izlemişti. Daha sonra Çifteler’e gelip beni Eskişehirspor altyapısına aldı. O zamandan bugüne kadar da Eskişehirspor’da mücadele ettim.
“Ankaraspor maçına çıkarken ayaklarım titriyordu”
İlk kez geçen sezonki Ankaraspor maçında A takım kadrosuna alınmıştın. O maçta neler hissettin?
O benim A takımdaki ilk maçımdı. O maçla ilk kez Eskişehirspor seyircisinin önüne çıktım. Gerçekten o gün çok heyecanlanmıştım. Sahaya girerken ayaklarım titriyordu. Ankaraspor maçı da kritik bir mücadeleydi. Takımımız maçı 2-0 kazandı. O gün ben zaten kulübede oturmuştum. Maç içinde de zamanla atmosfere alıştım.
Daha sonra bu sezon Rıza Çalımbay yanılmıyorsak seni Beşiktaş maçında da sahaya sürmek istemiş, fakat yaşadığın şanssız sakatlık buna engel olmuştu.
Bayram tatilindeyken A2 maçı için çağrıldım. Gece otobüs olmadığı için geç saatte Eskişehir’e indim. Daha sonra birkaç saatlik uykuyla Manisa maçı için İzmir’e hareket ettim. Oradaki maçın henüz başlarındayken yorgunluğun da etkisiyle olsa gerek, normal koşarken ayağımdan ses geldiğini hissettim. Çapraz bağlarımda bir yırtık oluşmuş. Daha sonra yaklaşık iki ay kadar sahalardan uzak kaldım. Bu benim adıma da büyük bir şanssızlık oldu. Çünkü o dönemde, ağabeylerimin yokluğunda daha önce forma şansı bulabilirdim.
Ve Fenerbahçe maçı… O maçta lig liderinin önünde ilk on birde sahaya çıktın. O maçta oynayacağını nasıl öğrendin?
Trabzon maçında oynadıktan sonra bu maçta da oynayacağımı tahmin ediyordum. Maçtan bir gün önce de Bülent Ağabey (Ertuğrul) “Bu maçta beraber oynayacağız, maça iyi konsantre ol” dedi. Ben de bunu ilk duyduğumda çok heyecanlandım.
Peki maç başlayınca neler hissettin?
Maçın ilk dakikalarında da oldukça heyecanlıydım. Sonra attım o heyecanı üstümden ve en iyi şekilde mücadele etmeye çalıştım. Lig lideriyle oynuyorduk. Bizim de birkaç haftadır kötü bir gidişimiz vardı. Eksiklerden dolayı maçlarda iyi sonuçlar alamıyorduk. Bu maça mutlak 3 puan için hazırlandık. Hocamız olsun, ağabeylerimiz olsun, tek hedefimiz bu maçtan galip ayrılmaktı. Sahada bizi destekleyen inanılmaz bir seyirci vardı. Ve onların da desteğiyle sahadan galip ayrılmayı başardık.
“Fenerbahçe maçını hiç unutmayacağım”
Sanırız bu maç senin için yıllarca unutulmayacak bir anı oldu.
Bu maç benim Süper Lig’te ilk on birde çıktığım ilk maçtı. Üstelik lig lideri Fenerbahçe karşısına çıkıyorduk ve o maçı kazandık da. O gün gerçekten çok mutlu olmuştum. Ve kesinlikle bu maç hiçbir zaman unutmayacağım maçlarımdan biri olacak.
O maçta Rıza Hoca bir pozisyonda sana oldukça kızdı.
O pozisyonda ayağıma bir tekme almıştım. Hakemden izin alıp tedavi olmak için kenara geldim. Orada hocamız eksik kalmamamız için kenara çıkmadan, saha içinde tedavi olmamı söyledi. Ama ben artık hakemden izin almış bulundum. Orada hocam da beni takımı saha içinde kısa süre de olsa eksik bıraktığım için uyardı.
Ailenin futbolcu olma yolunda sana büyük destek verdiğini biliyoruz. Bu maçtan sonra onlarla neler paylaştın?
Zaten babam ve kardeşim Fenerbahçe maçını izlemeye geldiler. O gün onlar benden daha heyecanlıydılar. Babam ağabeyimle benim futbolcu olmamızı çok istiyordu. Küçüklüğümüzden beri bizi seçmelere götürüyordu. Dolayısıyla beni o maçta sahada gördüğünde benden daha çok mutlu oldu. Maçtan sonra benimle gurur duyduğunu söyledi. Özellikle maç bitiminde taraftarlar “Eskişehir seninle gurur duyuyor” şeklinde tezahürat yaptığında çok duygulanmıştı.
“Eskişehirspor’da varoldum”
Kulüpte konuştuğumuz herkes senden çok şey bekliyor, sana geleceğin yıldızı gözüyle bakıyorlar. Bunu dergimizin son sayısında Başkanımız Halil Ünal da bir kez daha vurguladı ve senin Eskişehir’e bir süre hizmet ettikten sonra kulübe büyük paralar kazandıracağına inandığını söyledi.
Ben Eskişehirspor’da varoldum. O yüzden öncelikle uzun yılar Eskişehirspor forması giymek istiyorum. Sonrasında Eskişehir’den ayrılırsam da kulübe çok iyi para kazandıracağım bir yere gitmek istiyorum. Ayrıca bildiğim kadarıyla uzun yıllardır Eskişehir’den A milli takıma yükselen bir futbolcu olmadı. İnşallah ben bunu başarmak istiyorum. Tabii sonrasında neler olacağını da zaman gösterecek.
Peki sen başarını neye bağlıyorsun? Yeteneğine mi, çok çalışmana mı?
Bence yetenek olmadan hiçbir şey olmaz. Ama bunun yanında çok fazla da çalışmak gerekiyor. Ben A takımla birlikte geçen yıl çalışmaya başladım. Antrenmanlarda ağabeylerimi izleyip onlardan bir şeyler öğrenmeye çalışıyordum. Geçen sene Bülent Ertuğrul, Emre Toraman ve Doğa ağabeylerimi izleyip onlarla beraber çalıştım. Bu sene Ragıp Ağabey de takımımıza katıldı. Ben de genelde çalışmalarımda onları örnek almaya gayret ettim. Tabii bugün Ümit Karan gibi, Mehmet Yılmaz gibi, Burak Yılmaz gibi daha önce TV’den izlediğim ve hayranı olduğum ağabeylerimle şu an aynı takımdayım. Bu da gerçekten çok güzel bir duygu.
Sana göre futbolunun güçlü yönleri neler?
Hocalarım ve arkadaşlarım, benim orta sahada hem defansif hem de ofansif yönümün güçlü olduğunu söylüyorlar. Ben de oyun içinde savunmaya yardım ederken, zaman zaman ileriye de çıkmaya çalışıyorum. Oyunun iki yönünü de oynamaya gayret ediyorum.
“Neredeyse Eskişehirspor’dan ayrılıyordum, ama iyi ki burada kalmışım”
Seni örnek alacak genç futbolculara neler tavsiye edersin?
Ben şu an örnek alınabilecek bir noktaya geldiğimi düşünmüyorum. Yine de bir tavsiyede bulunmam gerekirse, onlara hiç yılmadan çalışmalarını önerebilirim. Ben de burada bazı şanssızlıklar yaşadım. Bir dönem Eskişehir’den ayrılmayı dahi düşündüm. Nihat Atacan ve Emre Özbayer hocalarımın ısrarlarıyla takımda kaldım. Onların benim üzerimde emeği büyüktür. Ayrıca Serdal Eroy ve Güven Sabaz hocalarıma da sizlerin aracılığıyla çok teşekkür etmek istiyorum. Bana güvendikleri ve bana destek oldukları için.
Ama burada kalman senin için daha iyi oldu, öyle değil mi?
Tabii ki daha iyi oldu. İyi ki burada kalmışım. Gitseydim futboldan dahi kopabilirdim. Dediğim gibi, hocalarım sayesinde futboldan kopmadım ve bugünlere geldim.
Son olarak bizlerin aracılığıyla taraftarımıza neler söyleyeceksin?
Ben daha çok çalışıp, bundan sonra sürekli ilk on birde oynamak istiyorum. Bugüne kadar hep takımdaki ağabeylerimi örnek alarak çalıştım. Şimdi ben onları bekletmek istiyorum. Bu formayı çok zor kazandım ve kolay bırakmak istemiyorum. Hocamın da bana güvendiğini biliyorum. İnşallah onun ve ailemin bana karşı olan güvenini boşa çıkarmam.