09.09.2010 Perşembe

Evime döndümEvime döndüm

O bizleri, bizler de onu çok sevmiştik. Sonunda hasret sona erdi ve bir sezonluk aradan sonra Batuhan kendi deyimiyle ‘ait olduğu yere’ geri döndü.

SAYI 21 / 26.05.2010

Kendisiyle yaptığımız söyleşide son dönemde yaşadıklarını açık yüreklilikle anlatan Batuhan, Eskişehirspor taraftarına da önemli mesajlar verdi.

Beşiktaş’ta çeşitli nedenlerden dolayı forma giyememene rağmen sürekli gündemdeydin. Sana göre bu yaşta bu noktaya nasıl geldin?

Ben bu noktaya nasıl geldiğimi anlayamadım. İnsanlar yetenekli olduğumu biliyorlardı ve çok şey bekliyorlardı benden. Ama oynatmazlarsa bu yeteneğimi gösterme fırsatı bulamazdım. Bu şartlar altında Beşiktaş’a nasıl fayda sağlayabilirdim ki? Ben çok büyük Beşiktaşlıydım ama artık tutmuyorum Beşiktaş’ı. Soğuttular beni Beşiktaş’tan. Bana göre beni oynatmak istemediler orada. Çünkü ben 1 trilyona yakın para alırken başkası 5 trilyon para alıyordu. Orada o adam varken ben oynatılırsam bu kez de hesap sorarlardı, ‘madem burada bu kadar iyisi vardı, o adamı niye aldınız?’ diye. Belki bu riski almak istemedi Beşiktaş Kulübü.

Mustafa Denizli bu yüzden mi oynatmak istemedi seni?

Mustafa Hoca beni oynatmak istemedi. Mustafa Denizli bağımsız adamdır, oynatmak istese oynatırdı. Beni niye oynatmak istemediğini ben hala anlayamadım. Ben Beşiktaş takımında Oftaş maçıyla çıkış yakalayıp A milli takıma çağrıldığım dönemde, milli takımda omzum çıktı. Bu sakatlık da öyle bir şey ki, yapacağınız hiçbir şey yok. Sezon sonuna kadar o şekilde oynayıp, sonra ameliyat olacaksınız. Ben de ertesi gün gelip idmana çıkıyordum, ama Mustafa Hoca bana 3 hafta oynayamazsın dedi. O ara da stat inliyordu ‘Batuhan Karadeniz!’ diye. O dönemde tam da yükselişteydim, artık uçuşa geçiyordum. Ama işin kırılma noktası Mustafa Hoca’nın o şekilde düşünmesi oldu. Belki iyiliğimi düşünmüştür ama 3 hafta oynamadıktan sonra bir daha da adım geçmedi.

“Yanlışlarımı telafi edemeseydim bırakın kulübe dönmeyi, bu şehre bile giremezdim”

Sonuçta futbol bir haftalık bir olay. Ne kadar sevilseniz de yanlış bir şey yaptığınızda kimse arkanızda olmaz, taa ki iyi bir şey yapıp o yanlışı affettirene kadar. Ama taraftarlık bu, ben de taraftarken öyle yapıyordum yani. Yanlış bir şeyin üzerine tekrar doğru bir şey yapabileceksin ki tekrar seni sevebilsinler. Ben de Eskişehir’de bunu yaptığımı düşünüyorum. Yoksa bırakın kulübe geri dönmeyi, şehre bile giremezsin.

Sen de bir hatandan sonra taraftara kendini affettirmeyi başardın.

Taraftarımızla aramda hiçbir sorun yok. Onları çok seviyorum. Bizim taraftarımız Beşiktaş taraftarından da iyi bir taraftar. Çünkü bir kere o kadar küfretmiyorlar. Ayrıca orada taraftar kendini futbolcunun önüne koymuş. Taraftarın milyon tane ama sahada 11 futbolcun var. Onlara da o kadar küfredersen adamın sahada oynayacağı varsa da oynamak gelmiyor içinden. Ben Eskişehirspor’dayken kamptan kaçtım ama yine de taraftarın bana bir kez bile küfrettiğini görmedim. ‘İstemiyoruz’ dediler, ama onu da yüreklerinden söylediklerini düşünmüyorum.

Beşiktaş’ta kendini tam anlamıyla gösteremediğini düşünüyor musun?

İyi ki oynayamamışım orada, sevdiğim yere geldim. Çünkü orda oynasam kalırdım. Ama maddi olarak derseniz çok bir fark yok arada. Manevi açıdan da Eskişehir’i çok seviyorum; taraftarımız olsun, başkanımız olsun.

“Gol atarsan yaşarsın, gol atmazsan ölürsün, bir golcü için futbol budur”

Geçen sezon Eskişehirspor’a geldiğinde burada çok başarılı oldun, bunu neye bağlıyorsun?

Öncelikle taraftar... Eskişehirspor taraftarı beni çok sevdi. Belki bir evladı kadar sevdi. Ninelerle oturdum, dedelerle oturdum. Ağabeylerimle, kendimden çok çok küçük kardeşlerimle oturdum. Siz de biliyorsunuz, hiçbir zaman üşenmeden okullarda panellere katıldım. Beni seviyorlar, çünkü ben de onları seviyorum. Sevgi karşılıklı olur. İnanıyorum ki ben yarın burada çıkıp bir tane gol atmasam bile bu taraftar yine benim arkamda olacaktır. Ama gol atamayıp bir de üstüne gezer, tozarsan, o zaman herkes seni yargılar, o da ayrı mesele. Ki bir forvet oyuncusu için her şey gol atmasına bağlıdır. Gol atarsan yaşarsın, gol atmazsan ölürsün. Bir golcü için futbol budur. Seni forvet olarak alıyorlarsa sen gidip gol atacaksın. Seni koş veya asist yap diye buraya almıyorlar. Tabii ki koşacaksın, sahada yürüyecek halin yok. Başkası 2 km. koşuyorsa sen de 1,5 km. koşacaksın, ama sen bir de gol atacaksın. En azından taraftar geçen yıl ‘Batuhan en kötü bir gol atar, gol yemezsek kazanırız’ diye maça geliyordu. Ben çok kişinin ağzından duydum bu lafı.

Taraftarımız sana güveniyor.

Önemli olan bu güven… Önemli olan ilk maçlar. Ben önümüzdeki sezona da her zamanki gibi golle başlarsam 20-22 gole ulaşabileceğimi düşünüyorum.

Başka hangi faktörler burayı tercih etmende etkili oldu?

Başkanımız Halil Ünal’ın transferimde emeği çok fazla oldu. Onu babam gibi severim. Ayrıca Mesut Hoşcan ve Rıza Hoca’dan Kerem Atılmaz’a kadar tüm teknik ekip etkili oldu.

“Yetenekli insanlar aykırı insanlardır: Ibrahimoviç ve Cristiano Ronaldo gibi…”

Rıza Hoca’nla da anlaşabiliyorsun herhalde.

Rıza Hoca’mla çok yi anlaşıyorum. Ben öyle bir karakterim ki 10 hocanın 7’siyle çalışamam. Böyle tipte de çok futbolcu var. Söylediğimi yanlış anlamayın ama yetenekli insanlar, kendi yeteneğinin farkında olan insanlar böyle oluyor genelde. Zlatan Ibrahimoviç olsun, Cristiano Ronaldo olsun hepsi aykırı insanlardır. Ben bir Messi’yi aykırı bulmuyorum ama o da insan değil zaten. Onun dışında Ibrahimoviç olsun, Adriano olsun hepsi aşırı insanlar, çünkü yeteneklerinin farkındalar. Bana göre de iyi futbolcu yeteneklerinin farkında olandır. Hani rakip üzerine 6 kişiyle geliyorsa bir topa basıp, siyah kırmızılı adama vereceksin topu. Rıza Hocam da kısa sürede beni çok iyi tanıdı. Ondan sonra da hiç bağlantıyı koparmadık onunla. Bir yıldır Eskişehir’e gelmedim, ama İstanbul’a ne zaman gelse hocamla görüştük. Bana göre 10 numara bir insan kendisi, çok kişilikli bir insan. Ne zaman, ne dediyse yaptı. Çok seviyorum Rıza Hoca’yı. İnşallah bu sene Eskişehirspor’u, onun da, başkanımızın da, taraftarımızın da layık olduğu yerlere getireceğiz.

Sezon içinde bir 5 milyon Euro meselesiyle gündeme geldin. O bonservis bedeli seni göndermemek için mi belirlenmişti?

O dönemde 5 milyon Euro veren takım vardı ama başkanımız vermedi beni. Hatta ben kendi ellerimle getirdim PSV Eindhoven’ı Beşiktaş’a menajerimle birlikte. Ama vermedi beni, çünkü kongre vardı. Başkan için 10 oy bile çok önemlidir. Yoksa Batuhan bu sene top oynamış, oynayamamış onun için önemli değil. Onlardan da 8 milyon Euro istedi. 8 veren olsa, ondan da kim bilir ne isterdi.

Orada altyapıdan sorumlu bir yöneticiniz de seninle çok ilgileniyordu.

Sinan Vardar. Başkanım diyorum ona ben. Beni Beşiktaş Kulübü’ne o imza attırdı ve küçüklüğümden beri bana oradaki her şeyi gösterdi. 6 yıl önce cebimde bir lira para yokken cebime harçlığımı o koyardı, evime şoförüyle bıraktırırdı. Sinan Başkan’ın hakkını asla ödeyemem. Buraya gelirken onun da rızasını aldım. ‘Git oğlum, sonra buraya daha kuvvetli gel’ dedi. Onun rızası olmadan Beşiktaş Kulübü’nden kovsalar dahi ayrılmazdım. Tabii onun dışında babam da çok önemli. Bu aralar onunla biraz aramız açık ama babam can yarısıdır. İnşallah onlar da Eskişehir’e gelirlerse burada çok daha başarılı olacağıma inanıyorum.

Onlar da buraya gelecekler mi?

İnşallah, onun da gönlünü alabilirsem gelecekler. Dediğim gibi o zaman her şey çok daha güzel olacak benim için.

“Türkiye’de Eskişehirspor’dan başka bir yerde oynamam”

Yine transferine dönecek olursak, Türkiye’den seni isteyen başka kulüpler de vardı mutlaka.

Evet beni isteyen 12 kadar takım varmış. Ben hiç o takımların ismine, verdikleri paraya bakmadan Eskişehir’e geldim. Ben yöneticilerime de ‘Eskişehir’den ve yurtdışından başka hiçbir yere gitmem’ dedim. Ama Beşiktaş Kulübü sezon başında beni zorla Gaziantepspor Kulübü’ne vermeye çalıştı. ‘Ben delikanlı adamım, bu sözümü yiyemem. Eskişehirspor veya yurtdışına gitmek istiyorum. Söyleyin bonservisimi, halletmeye çalışayım’ dedim. Onlar da ‘Seni Gaziantep’e verdik’ dediler. Ben de Gaziantep’e gittim, ertesi gün Başkan İbrahim Kızıl’a gidip ‘Çok teşekkür ediyorum başkanım, lütfen kişisel olarak almayın ama ben Türkiye’de Eskişehirspor’dan başka bir yerde oynamam’ dedim. O da anlayışla karşıladı beni. Daha sonra Antep’in güzel çay bahçelerinden birinde çayımı içip, baklavamı yiyip geri döndüm.

Peki Eskişehirspor’la kaç yıllığına ve ne kadara anlaştın?

Onu söyleyemem, ama 2 milyon Euro bonservis ücreti ödenen bir futbolcu her zaman hakkından az alır. Ben bonservisim elimde gelseydim 2,5 trilyondan az istemezdim. Ama şu an tabii ki böyle bir şey yok. Söz konusu olan Eskişehirspor ise para her zaman ikinci planda kalır. Halil Ünal Başkanıma da sorabilirsiniz, bir kere onunla para için oturmuş muyum masaya? Yok dedim, ne yazıyorsan yaz kağıda, ben atıyorum imzayı. Para için Eskişehirspor Kulübü’yle konuşmam. Beşiktaş, Fenerbahçe, Galatasaray, Antep’le konuşurken kıran kırana pazarlığımı yaparım. 5 milyarın bile hesabını yaparım, ama Eskişehirspor Kulübü’ne bunu yapmam, o da bana bunu yapmaz zaten. Çünkü Eskişehirspor’a çok şeyler verdiğimi düşünüyorum. Benim bütün kulüplerle para sorunum olur, ama Es-Es’le olmaz.

“Futbol bu şehrin yaşam tarzı”

Eskişehirspor’la 3+1 yıllığına anlaştım. Bu süre boyunca da kulübümde forma giymek istiyorum. Ben Beşiktaş’tan geldim, taraftarlar, şehrin göbeğinde stat. Ama bana şimdi kıyasla dersen zerre kadar arada fark göremiyorum. Statta, tesiste biraz ağar basar orası belki ama tesiste bir gün uyuyorsun, statta 90 dakika oynuyorsun. Sonuçta orası da çim, burası da. Ama futbol yaşam tarzı bu şehrin.

Söylediğimiz gibi daha çok saha dışıyla gündeme geliyorsun, ancak saha içinde senin en ufak bir hatanı görmüyoruz. Tam bir takım oyuncusu gibi oynuyorsun.

Benim hiç sarı kart aldığımı bile görmediniz değil mi? Geçen sene 11 maçta oynadım, hatta birinde de sakatlanıp çıktım. 10 sayarsak onu, bu 10 maçta 8 gol attım, 6 da asist yaptım. O 6 asistin tamamı da Youla’yaydı. Çünkü takım hücumda daha fazla çoğalamıyordu.

O dönemde kadromuz biraz sıkıntılıydı, ama artık daha hedefli bir takımımız var. O günden bugüne Eskişehirspor nasıl bir değişim gösterdi sana göre?

Evet o dönemde kısıtlı bir kadro vardı. Eskişehirspor Süper Lig’e yeni çıkmıştı. Taraftar Süper Lig’e yeni yeni ısınıyordu. Ama artık onlar Süper Lig’i çözdü. Takımımız da şimdi daha güçlü. Özellikle takımın orta sahası o zamana oranla şimdi çok daha iyi. Ben önümüzdeki sezon Eskişehirspor’un 50 gol barajını geçeceğine inanıyorum. Bana göre bu sezon kupada final oynarız ve Es-Es UEFA’ya gider diye düşünüyorum. Bu da olursa hiç şaşırmam şahsen.

Bursaspor sezonu şampiyon olarak tamamladı. Bu başarı diğer Anadolu takımlarının da iştahını kabarttı. Bu konuda ne söylemek istersin?

Bursaspor şampiyon oldu diye herkes aynı şeyi beklemesin derim ben öncelikle. Onca zamandan beri sadece Bursa şampiyon olabildi. Ben kendi adıma Bursa’nın şampiyonluğuna çok sevindim. Özellikle Ertuğrul Hoca adına çok sevindim. Lig TV’ye verdiğim demeçte de Bursaspor şampiyon olacak demiştim. Ömer (Güvenç) Ağabey gülmüştü bana. Sonra aradı beni ‘Kardeşim Bursa şampiyon oldu’ dedi. Ben de ‘Ama Fenerliler seviniyor’ dedim.

“Henüz erken, ama Eskişehirspor şampiyon olduğunda kimse ağzını dahi açamaz”

Peki Eskişehirspor’un gelecekte şampiyonluğu kucaklama şansını nasıl görüyorsun?

Eskişehirspor Kulübü taraftarıyla da, başkanıyla da, tesisleriyle de, stadıyla da, hocasıyla da, futbolcularıyla da şampiyon olmaya yakışır. Ben Beşiktaş’tan geliyorum, Eskişehirspor şampiyon olduğunda kimse ağzını dahi açamaz. Ama bana göre bunun için henüz erken. Bursaspor için de erkendi bana göre.

Henüz çok gençsin ve önünde uzun bir kariyer var. Sen bundan sonrası için kariyerin hakkında neler düşünüyorsun?

Eskişehirspor’da erken yaşta kaptan olup, erken sayılabilecek bir yaşta futbolu bırakmak istiyorum. 30-35 yaşlarıma kadar futbol oynamaya devam edeceğimi sanmıyorum. Ben 12-13 yaşlarımdan beri milli takımlarda oynamaya başladım. Annemin babamın yüzünü göremiyordum. 15 yaşımda Beşiktaş A takım forması, 16,5 yaşımda A milli takım forması giydim ben. Hızlı yaşayan genç ölür misali, yakışıklıyken futbolu bırakmak istiyorum ben de. Eskişehir’de kaptan olup, 5-6 yıl daha futbol oynayıp bırakmayı düşünüyorum.

“Beşiktaş bir gün geri döneceğim diye beklesin yollarda”

Bir gün Beşiktaş’a geri döneceğin de yazılmıştı.

Nankörlük edemem, beni yaratıp bugünlere getiren Beşiktaş Kulübü’dür. Ben bir gün döneceğim dediğimde bonservisim Beşiktaş’taydı. Ama bugün kağıdım Halil Ünal’ın elinde. Bir gün döneceğim diye de beklesin Beşiktaş yollarda.

Peki milli takımda yeniden oynamak gibi bir motivasyonun var mı?

Hiç öyle bir hırsım yok şu an, hepsinin tadını aldığım için. Dediğim gibi öncelikle Eskişehirspor’da iyi bir sezon geçirmek ve 20-22 gole ulaşmak istiyorum.

Gol kralı olmak da istersin herhalde.

Gol krallığı da olursa ne mutlu olur değil mi? Artık kupamı da verirlerse çekilişle bir Eskişehirspor taraftarına veririm ben de (Gülüyor). Öyle kupa vs. alırsam evimin baş köşesine koymayı düşünmüyorum.

En genç gol kralı olabilirsin ama buna çok fazla önem vermiyorsun galiba?

En genç oynayan, en genç A milli takımda oynayan, en genç gol atan bendim. Bir de en genç gol kralı olayım, sonra kaptanlığı da takıp keyfime bakayım ondan sonra…

Peki futbolu bıraktıktan sonrası için ne düşünüyorsun?

Sakın bana antrenör vs. olacak mısın diye sormayın. Ben bu yaşıma kadar babamla doğru dürüst zaman geçiremedim. Ailemin yanına gidip biraz onlarla zaman geçirmek, yaşayamadığım çocukluğumu yaşamak istiyorum. Sorsan en fazla 2 kez balık tutmaya gitmişizdir babamla. Futbol yüzünden babama doyamadım ben. Emekli polis memuru babam. Hiçbir baba yapmaz onun benim için yaptıklarını.

“Karda, kışta İETT’yle 3 vasıta değiştirip idmana gidiyordum”

O dönemde neler neler yaşadım. Adam orada Dikilitaş’tan Fulya’ya 5 dakikada yürüyerek inemezken, ben karda kışta İETT’yle 3 vasıta değiştirip idmana geliyordum. Ama bakıyorum Dikilitaş’tan aşağıya inmeye üşenenler şimdi hala A2’de oynuyorlar. Allah herkese hak ettiğini er geç veriyor, yeter ki istemeyi bil.

Yaşadıklarından dolayı biraz yorgun ve sıkılmış gibisin. Önümüzdeki sezon için herhangi bir konsantrasyon sıkıntısı çekeceğini düşünüyor musun?

Çekmem. Yeter ki beş tane Eskişehirspor atkılı taraftarı yolda yürürken göreyim. Senin için adam kalkıp, cebinden para verip oraya geliyor. Belki cebindeki son parasını bilete verip maça geliyor insanlar. Tek ümitleri de Eskişehirspor takımı galip gelsin… Adam ağlıyor orada Eskişehirspor için… Ben de onlar mutsuzken gülüp eğlenemem. Taraftarı çok seviyorum ve tek istediğim onları mutlu bir şekilde evlerine gönderebilmek…





Kategorideki diğer haberler
- Es-es’in geleceğini garanti altına aldık
-
İşte Eskişehirspor USA!..
-
Organizasyon başka bahara…
-
Evime döndüm
-
Eskişehirspor’u yarınlara taşıyoruz!
-
Avrupa’ya nasıl gideriz?
-
Burada çok mutluyum!
-
Bizden biri, Sefer Hakan Olgun…
-
Büyük Buluşma
-
Benzersiz bir Organizasyon Olacak
-
İşte Yeni Eskişehir Stadyumu
-
‘Hedef büyütme zamanı’
-
Futbolcu sahada fark yaratmalı!
-
Bu malzemeler benim canım, ciğerim!
-
Futbola para akacak, ya sonra!
-
Ve hanımlar sahada!..
-
Her şeye rağmen başarılıyız!
-
Eskişehir EURO 2016’yı bekliyor
-
“Özgener, Türk futbolu için şanstır”
-
Es-Es’in vazgeçilmezleri
-
Tesislerimiz göz kamaştıracak…
-
Golcü kendine güveniyor
-
Eskişehir’de yıkılmayız!
-
Taraftar 12. değil, 1. adamımız
-
Burada çok mutluyum!
-
Futbola hanım eli
-
Yaz Kampı 2009
-
Çıta yükselecek!
-
Durma, saldır Es-es!
-
Hoşgeldin Ümit Karan!
-
Taraftardan uzak kaldığım için üzüldüm!
-
Karton kaldıran herkes bizdendir!
-
Her şeyi Eskişehir için yaptık! (2)
-
15 bin nüfuslu Hopa’dan 20 bin kişilik..
-
Gelecek Onun Ellerinde!
-
Baronları yıkmayı hedeflemiştik! (1)
-
Stadlarımız EURO 2016 öncesi ne durumda?
-
Gol makineleri: Youla-Batuhan!
-
Tribün onlarla çok daha güzel!
-
İleriye dönük bir Eskişehirspor olmalı!
-
Suni Çim, Suni Futbol!
-
İlk dört maç kaderimizi belirleyecek
-
İstanbul’da Eskişehirsporlu olmak
-
Bizdeki arkadaşlık kimsede yok!
-
Taşkınlık yapmadan sevinmeliyiz!
-
Onu hiç unutmadık!..
-
Başarının temeli eğitimdir
-
İstanbul’un Derebeylerine Diz Çöktürdük!
-
Erkeklerin Dünyasında Bir Kadın
-
Taraftar hiçbir zaman küme düşmedi!
-
Eksiği yok fazlası var
-
Tek düşüncem Es-Es’in Başarısı
-
Sezona görkemli başlangıç
-
Biz Hazırız
-
Özlenen Eses için çalışıyoruz

Eskişehirspor Dergisi © 2010
Powered by
PORTRE İletişim Sanatları NetSmartBOX Web Çözümleri