Beytullah Heper ve Muammer Kanışkan, Eskişehirspor’un kurulmasının ardından kentle bütünleşmenin sağlanması için üye toplamaya başlarlar. Ellerine aldıkları koçanlarla Eskişehir esnafını üye olmaya iknaya çalıştıkları sırada Necdet isimli bir delikanlı kendiliğinden çıkagelir ve üye olmak istediğini söyler. Belediye’nin arkasındaki meşhur Abdülselam Köftecisi’nin çırağı -bugün sahibi- Necdet Gergeç böylelikle Eskişehirspor’un ilk üyesi olur. Bununla da yetinmeyen Gergeç, ağabeylerinden kağıt ister ve “Ben de arkadaşlara ve tanıdığım dükkanlara gideyim, üye çalışması yapayım” der. Kısa sürede takıma birçok üye kazandıran ve heyecanla paraları Kanışkan’a teslim eden köfteci çırağı yeni kurulan Eses’in gizli kahramanlarındandır. Kanışkan ve Heper o günleri anlatırken, canla başla çalışan başka bir kişiyi daha hatırlıyorlar. Bu kişi, daha sonra 27 yıl Eskişehirspor’un kulüp müdürlüğünü yapacak Methi Saraçoğlu’ndan başkası değildir.
Yönetimi ve üyeleri yavaş yavaş şekillenen Eskişehirspor’da takımın belirlenmesi için 23 Mayıs 1965 tarihinde Eskişehir nüvesiyle PTT maç yapar. Eskişehirli futbolcular seyircileri önündeki ilk maçlarına “Bizden hizmet, sizden yakın alaka” pankartıyla çıkarlar; ilk denemede karma takım 3-0 yenilir. Buradan beğenilip seçilen oyuncularla 17 Temmuz’da Vilayet Alanındaki Atatürk Heykeli’ne çelenk konulmasının ardından 18 kişilik kadro ile ilk antrenmanına çıkar. Takımın ligler başlamadan önce hazır hale gelebilmesi için hazırlık maçı yapması gereklidir… 8 Ağustos’ta Gençlerbirliği’yle karşılaşan Eskişehirspor maçı 2-0 kazanır. Eskişehir’in tarihindeki ilk golünde Fethi’nin imzası vardır. 22 Ağustos’da ise Turgay’lı, Metin Oktay’lı dev kadrosuyla Galatasaray konuk olur Eskişehir’e… Eskişehirspor’un Hakkı, Fethi, Mahmut, Agop Mehmet, Nihat, Muzaffer, Ayhan, Hasan Bora, Yüksel, Çetin ve İsmail’den oluşan 11’ine karşılık Galatasaray; Turgay Şeren, Mustafa, Ayhan, Metin Oktay, İsmet Doğan, Bahri, Ergün, Yılmaz, Mustafa Yürür, ve Naci Erdem’den kurulu kadrosuyla sahaya çıkar. Eskişehirli futbolseverlerin yoğun ilgi gösterdiği Şeker Stadı’ndaki maçı, hakem Fethi’nin üç golünden birini saymayınca Galatasaray 3-2 kazanır.
Bu nevi hazırlık paslarıyla şekillenen Eskişehirspor, 2. Lig’de Beyaz Grup’ta mücadele edecektir. Eskişehirspor Futbol Takımı’nın ilk kadrosundaki futbolcular şunlardır:
Abdullah Matay (Antrenör ve aynı zamanda futbolcu), Yüksel Özbek (ilk kaptan), Hakkı Aygün (kaleci), Yüksel Kutlu (kaleci), Mahmut Şölenişci, Ünver Şelen, Öncü Boğatur, Mehmet Dülger, Ayhan Aşut, Ahmet Çatalağaç, Muzaffer Çil, Metin Büyüksolak, Nihat Atacan, Fethi Heper, Çetin İmrek, Hasan Bora, İsmail Arca, Kamuran Yavuz, Mehmet Mengü.
Kırmızı şimşekler ilk resmi lig maçını, 3 gün önce Eskişehir’in Kurtuluş Günü yıldönümünde açılışı yapılan Atatürk Stadı’nda Kasımpaşa’yla oynar. Eses, 5 Eylül 1965’deki karşılaşmayı Mahmut’un penaltıdan ve Fethi’nin kafayla attığı gollerle 2-0 kazanır. Lig maratonunu namağlup Bursaspor’un ardından ikinci sırada bitiren Eskişehirspor, böylelikle beyaz ve kırmızı gruplardan ilk dört takımın yer aldığı terfi maçlarına katılmaya hak kazanır.
Çok da beklemediği bir başarıyla 1. Lig’e terfi maçlarını oynamaya hak kazanan Eskişehirspor’da bu karşılaşmalardan önce Emek Otel’in en üst katında Aydın Begiter’in önderliğinde şampiyonluk için and içilir: “Eskişehirspor’un şampiyon olması yolunda var gücümüzle, bütün özverimizle çalışacağımıza ve sezon sonunda şampiyon olacağımıza and içeriz!..” 1965 ruhunu temsil eden bu törende bir masa etrafında toplanan Esesliler, ceviz masadaki ekmek, kılıç ve Kur’an üzerine yemin ederler! Milliyet Gazetesi, 1992 yılında 3. Lig’de mücadele eden Eskişehirspor’un eski günlerine kavuşması ve genç futbolcuların aynı heyecanı yaşaması için efsane takımdan Faik, Mümin, Vahap, İsmail, Süreyya, Koko Burhan, Fethi, Kamuran, Nuri ve Begiter’i tesislerde bir araya getirip aynı yemin törenini tekrarlattıracaktır…” Eses’in terfi maçları gerçekten futbolcuların kahramanlıklarıyla doludur. Mahmut, Karşıyaka maçında rakibinden yediği çelmeyle yuvarlanarak kötü bir şekilde yere düşer. Neticesinde omzu parçalanır ama o hiç sızlanmadan çıkık omuzla maça devam eder. Sakaryaspor maçında uygun pozisyonda kaleye vurup gol atacağına orta yapan Öncü ise, 0-0 biten karşılaşmadan sonra “Arkadaşlar, kusura bakmayın, takımımızın kaderiyle, sizlerin de ekmeğiyle oynadım” diyerek o hırsla kafa attığı soyunma odasının tahta kapısını kırar.
“….”
Bütün maçlarına bu azimle çıkan Eskişehirspor, neticesinde futbol sahalarında bir ilke imza atıp, kurulduğu yıl mücadele ettiği 2. Lig’den şampiyon olarak 1. Lig’e yükselmeyi başardı. Bu mücadelede Eskişehirspor’un başarılı olması için şehirdeki herkes elinden gelen gayreti göstermişti.
“….”
Eskişehirspor, F-27 tipi bir uçakla gittiği ve İsviçreli hakemin yönettiği Mersin’deki maçta ligin bitimine bir hafta kala şampiyonluğunu ilan etti. Eğer Eskişehirspor’un işbilir yönetcileri olmasaydı bu başarıda büyük payı olan Muzaffer Çil o maçta olamayacaktı. Karısı doğum yapmak üzere olduğu için Mersin’e gitmek istemeyen Muzaffer’i Aziz Bolel, “Başta sultanım olmak üzere müessesemdeki üç bayan senin hanımınla ilgilenirler, üzülme!” diyerek ikna eder ve maç günü Muzaffer’in oğlu olunca deplasmana şu telgrafı çeker: “Zafer ellerinden öper!..” Mersin dönüşü futbolcularını karşılamak için şehir dışındaki askeri havaalanından çarşının göbeğine kadar bütün caddeleri dolduran taraftarlar Eskişehir’e unutulmayacak tarihi bir gün yaşatırlar. Muttalip Caddesi’nin başına kadar eskortlar eşliğinde 3-4 saatte gelmeyi başaran futbolcular, olur da sevinç gösterilerinde sakatlanırlar diye Köprübaşı’na varmadan, tanınmamak için üzerlerine giydirilen pardösü ve şapkalarla birer birer otobüsün arka kapısından kaçırılırlar. Haziran sıcağında tebdili kıyafetle halkın arasına karışır, o muhteşem tabloyu gözleri yaşlı izlerler… Seyirciyle kucaklaşmak için bir hafta daha beklemek gerekecektir ve Eskişehir’deki son maç olan Güneşspor maçının ardından futbolcular ve Amigo Orhan’ın cefakar korosu en güzel şampiyonluk şarkılarını söyleyecektir!
“….”
1959’da kurulan Milli Lig’de, bütün maçlarını Ankara’da oynamayı kabul eden Adana Demirspor’u saymazsak 1966 yılına kadar ligde İstanbul, Ankara ve İzmir takımlarının dışında hiçbir takım yoktu. Kurulduğu sezon 2. Ligi şampiyon bitiren Eskişehirspor bu özelliğiyle de 1. Lig’deki ilk Anadolu takımıdır!